Efe
New member
Defter Tasdiki Kalktı mı? Noter Kapısı Önünde Başlayan Bir Hikâyeden 2026 Gerçeğine
Defter Tasdiki Kalktı mı? Asıl Hikâye Noterde Değil, Değişen Sistemde Başlıyor
Geçenlerde muhasebeci arkadaşım Murat’tan gelen telefonla konuya biraz farklı bakmaya başladım. Saat akşamın yedisiydi. Telefonu açtığımda sesi her zamankinden daha telaşlıydı.
“Abi, şu defter tasdiki gerçekten kalktı mı?”
Ben daha cevap vermeden arkasından başka bir soru geldi:
“Çünkü bizim ofiste herkes başka bir şey söylüyor. Biri ‘artık noter yok’ diyor, diğeri ‘elektronik oldu, tamamen kalktı’ diyor. Bir başkası da ‘sakın kaldırma, ceza yersin’ diye uyardı.”
Açıkçası bu soru bana da tanıdık geldi. Çünkü Türkiye’de muhasebe ve ticaret uygulamalarında dijitalleşme hızlandıkça eski alışkanlıklarla yeni sistemler birbirine karışmaya başladı.
Bir dönem için “defteri al, notere git, tasdik ettir” cümlesi neredeyse işletme sahiplerinin ortak hafızasına kazınmıştı.
Peki 2026 yılında gerçekten ne değişti?
İşte hikâyenin ilginç kısmı burada başlıyor.
Bir Defterin Peşinden Çıkan Üç Kişi
Murat’ın küçük bir aile şirketi vardı. Babası Kemal Bey yıllarca şirketin hesaplarıyla ilgilenmiş, bütün resmi evrakların dosyalarda saklanmasına büyük önem vermişti.
Kemal Bey için düzen demek, klasör demekti.
Bir gün eski ofisin arşiv odasına girdik. Raflarda yıllar öncesinden kalma defterler vardı. Bazılarının kapağı yıpranmış, bazılarının köşeleri kıvrılmıştı.
Kemal Bey eline eski bir yevmiye defteri aldı.
“Bak,” dedi, “şirketin geçmişi burada.”
Murat ise gülerek:
“Baba, şirketin geçmişi artık sunucuda.”
Kemal Bey biraz düşündü.
“Sunucu bozulursa?”
Murat cevap verdi:
“Yedek var.”
Kemal Bey:
“Yedek de bozulursa?”
Murat:
“Onun da yedeği var.”
O sırada Murat’ın kız kardeşi Elif araya girdi.
“İkinizin de haklı olduğu bir yer var,” dedi.
Elif şirkette müşteri ilişkileriyle ilgileniyordu. Muhasebe teknik ayrıntılarını Murat kadar iyi bilmiyordu ama müşterilerin yaşadığı sorunları yakından takip ediyordu.
“Bence mesele defterin kağıt mı elektronik mi olduğu değil. İnsanların hangi yükümlülüğünün devam ettiğini bilmesi.”
Bu cümle aslında bütün konunun özeti gibiydi.
Çünkü “defter tasdiki kalktı” cümlesi tek başına söylendiğinde eksik ve yanıltıcı olabiliyor.
Peki Gerçekte Defter Tasdiki Kalktı mı?
Kısa cevap şu:
Hayır, bütün ticari defterler açısından defter tasdiki tamamen kalkmış değil.
Ancak elektronik sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte bazı defterlerde noter onayı ihtiyacı ortadan kalktı veya işlemler elektronik sisteme taşındı.
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili düzenlemelerinde fiziki ortamda tutulan ticari defterler için açılış ve belirli defterlerde kapanış onaylarına ilişkin hükümler bulunuyor. Buna karşılık ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması halinde ilgili açılış ve kapanışlarda noter veya ticaret sicili müdürlüğü onayı aranmadığı düzenlenmiş durumda.
Yani mesele “tasdik tamamen kaldırıldı” değil.
Mesele daha çok şu:
Hangi defter, hangi ortamda ve hangi şirket için tutuluyor?
İşte kafa karışıklığının temel nedeni burada.
Eski Düzen Neden Bu Kadar Yerleşmişti?
Kemal Bey’in elindeki deftere tekrar baktım.
Bu defterin yalnızca muhasebe kaydı olmadığını düşündüm. Aslında ticaret hayatının nasıl değiştiğini de anlatıyordu.
Eskiden kağıt, resmi kaydın en görünür biçimiydi.
Bir şirketin faaliyetlerini takip etmek isteyen kişi için defter fiziksel bir kanıttı. Sayfalar numaralıydı, mühür vardı, imza vardı.
Bu sistemin arkasında yalnızca bürokrasi yoktu.
Bir güven anlayışı da vardı.
Devlet, şirket, ortak, yönetici, muhasebeci ve gerektiğinde mahkeme açısından kayıtların belirli kurallara göre tutulması isteniyordu.
Dijitalleşmeyle birlikte ise “kaydın kendisi” ile “kaydın bulunduğu ortam” birbirinden ayrılmaya başladı.
Artık kayıt elektronik ortamda oluşturulabiliyor, saklanabiliyor ve gerektiğinde ibraz edilebiliyor.
Bu nedenle eski alışkanlıklarla yeni mevzuatı aynı cümlede düşünmek zaman zaman yanlış sonuçlara yol açıyor.
Murat’ın Stratejisi, Elif’in Sorusu
Ertesi gün üçümüz şirketin toplantı masasında oturduk.
Murat bilgisayarını açtı.
“Ben bütün sistemi elektronik hale getirelim diyorum,” dedi. “Böylece noter, kağıt, arşiv, fiziksel dosya gibi işlerin önemli bir bölümü azalır.”
Bu onun yaklaşımıydı: Önce sistemi anlamak, sonra geçiş planı hazırlamak.
Elif ise başka bir noktaya dikkat çekti:
“Peki çalışanlar bu değişikliğe hazır mı? Müşteri bir belge istediğinde kim nereden çıkaracak? Bir defterin elektronik olması, herkesin sistemi doğru kullandığı anlamına geliyor mu?”
Bu soru Murat’ı birkaç saniye susturdu.
Sonra gülümsedi.
“Tamam,” dedi. “Sen de kullanıcı tarafını düşünüyorsun.”
İşte burada şunu fark ettim: Sorunu çözmek için yalnızca teknik plan yetmiyordu. İnsanların alışkanlıkları, sorumlulukları ve iletişimi de hesaba katılmalıydı.
Murat'ın planlama ve süreç yönetimi tarafındaki güçlü yaklaşımıyla Elif'in insanların yaşayabileceği sorunları önceden düşünmesi birbirini tamamlıyordu.
Üstelik bu özellikleri yalnızca “erkek böyle düşünür, kadın böyle düşünür” diye açıklamak doğru olmazdı. Aynı masada farklı karakterlere sahip iki insan vardı. Birinin odağı sistemin nasıl işleyeceğiydi, diğerinin odağı ise sistemin insanlar tarafından nasıl kullanılacağıydı.
Belki de iyi bir işletmenin ihtiyacı tam olarak buydu.
Strateji ve empati.
2025’ten Sonra Büyük Değişim: ETDS
Hikâyenin en önemli noktalarından biri Elektronik Ticari Defter Sistemi, yani ETDS.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan bilgilere göre ETDS, 1 Temmuz 2025 tarihinde uygulamaya açıldı. Sistem; ticari defterlerin elektronik ortamda oluşturulması, tutulması, saklanması ve gerektiğinde ibraz edilmesi amacıyla geliştirildi.
Burada özellikle bir ayrıntı önemli.
1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yeni kurulacak tüm şirketler için pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin ETDS'de tutulması zorunlu hale getirildi. Yönetim kurulu karar defterinin elektronik ortamda tutulması ise şirketlerin tercihine bırakıldı.
Defter Tasdiki Kalktı mı? Asıl Hikâye Noterde Değil, Değişen Sistemde Başlıyor
Geçenlerde muhasebeci arkadaşım Murat’tan gelen telefonla konuya biraz farklı bakmaya başladım. Saat akşamın yedisiydi. Telefonu açtığımda sesi her zamankinden daha telaşlıydı.
“Abi, şu defter tasdiki gerçekten kalktı mı?”
Ben daha cevap vermeden arkasından başka bir soru geldi:
“Çünkü bizim ofiste herkes başka bir şey söylüyor. Biri ‘artık noter yok’ diyor, diğeri ‘elektronik oldu, tamamen kalktı’ diyor. Bir başkası da ‘sakın kaldırma, ceza yersin’ diye uyardı.”
Açıkçası bu soru bana da tanıdık geldi. Çünkü Türkiye’de muhasebe ve ticaret uygulamalarında dijitalleşme hızlandıkça eski alışkanlıklarla yeni sistemler birbirine karışmaya başladı.
Bir dönem için “defteri al, notere git, tasdik ettir” cümlesi neredeyse işletme sahiplerinin ortak hafızasına kazınmıştı.
Peki 2026 yılında gerçekten ne değişti?
İşte hikâyenin ilginç kısmı burada başlıyor.
Bir Defterin Peşinden Çıkan Üç Kişi
Murat’ın küçük bir aile şirketi vardı. Babası Kemal Bey yıllarca şirketin hesaplarıyla ilgilenmiş, bütün resmi evrakların dosyalarda saklanmasına büyük önem vermişti.
Kemal Bey için düzen demek, klasör demekti.
Bir gün eski ofisin arşiv odasına girdik. Raflarda yıllar öncesinden kalma defterler vardı. Bazılarının kapağı yıpranmış, bazılarının köşeleri kıvrılmıştı.
Kemal Bey eline eski bir yevmiye defteri aldı.
“Bak,” dedi, “şirketin geçmişi burada.”
Murat ise gülerek:
“Baba, şirketin geçmişi artık sunucuda.”
Kemal Bey biraz düşündü.
“Sunucu bozulursa?”
Murat cevap verdi:
“Yedek var.”
Kemal Bey:
“Yedek de bozulursa?”
Murat:
“Onun da yedeği var.”
O sırada Murat’ın kız kardeşi Elif araya girdi.
“İkinizin de haklı olduğu bir yer var,” dedi.
Elif şirkette müşteri ilişkileriyle ilgileniyordu. Muhasebe teknik ayrıntılarını Murat kadar iyi bilmiyordu ama müşterilerin yaşadığı sorunları yakından takip ediyordu.
“Bence mesele defterin kağıt mı elektronik mi olduğu değil. İnsanların hangi yükümlülüğünün devam ettiğini bilmesi.”
Bu cümle aslında bütün konunun özeti gibiydi.
Çünkü “defter tasdiki kalktı” cümlesi tek başına söylendiğinde eksik ve yanıltıcı olabiliyor.
Peki Gerçekte Defter Tasdiki Kalktı mı?
Kısa cevap şu:
Hayır, bütün ticari defterler açısından defter tasdiki tamamen kalkmış değil.
Ancak elektronik sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte bazı defterlerde noter onayı ihtiyacı ortadan kalktı veya işlemler elektronik sisteme taşındı.
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili düzenlemelerinde fiziki ortamda tutulan ticari defterler için açılış ve belirli defterlerde kapanış onaylarına ilişkin hükümler bulunuyor. Buna karşılık ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması halinde ilgili açılış ve kapanışlarda noter veya ticaret sicili müdürlüğü onayı aranmadığı düzenlenmiş durumda.
Yani mesele “tasdik tamamen kaldırıldı” değil.
Mesele daha çok şu:
Hangi defter, hangi ortamda ve hangi şirket için tutuluyor?
İşte kafa karışıklığının temel nedeni burada.
Eski Düzen Neden Bu Kadar Yerleşmişti?
Kemal Bey’in elindeki deftere tekrar baktım.
Bu defterin yalnızca muhasebe kaydı olmadığını düşündüm. Aslında ticaret hayatının nasıl değiştiğini de anlatıyordu.
Eskiden kağıt, resmi kaydın en görünür biçimiydi.
Bir şirketin faaliyetlerini takip etmek isteyen kişi için defter fiziksel bir kanıttı. Sayfalar numaralıydı, mühür vardı, imza vardı.
Bu sistemin arkasında yalnızca bürokrasi yoktu.
Bir güven anlayışı da vardı.
Devlet, şirket, ortak, yönetici, muhasebeci ve gerektiğinde mahkeme açısından kayıtların belirli kurallara göre tutulması isteniyordu.
Dijitalleşmeyle birlikte ise “kaydın kendisi” ile “kaydın bulunduğu ortam” birbirinden ayrılmaya başladı.
Artık kayıt elektronik ortamda oluşturulabiliyor, saklanabiliyor ve gerektiğinde ibraz edilebiliyor.
Bu nedenle eski alışkanlıklarla yeni mevzuatı aynı cümlede düşünmek zaman zaman yanlış sonuçlara yol açıyor.
Murat’ın Stratejisi, Elif’in Sorusu
Ertesi gün üçümüz şirketin toplantı masasında oturduk.
Murat bilgisayarını açtı.
“Ben bütün sistemi elektronik hale getirelim diyorum,” dedi. “Böylece noter, kağıt, arşiv, fiziksel dosya gibi işlerin önemli bir bölümü azalır.”
Bu onun yaklaşımıydı: Önce sistemi anlamak, sonra geçiş planı hazırlamak.
Elif ise başka bir noktaya dikkat çekti:
“Peki çalışanlar bu değişikliğe hazır mı? Müşteri bir belge istediğinde kim nereden çıkaracak? Bir defterin elektronik olması, herkesin sistemi doğru kullandığı anlamına geliyor mu?”
Bu soru Murat’ı birkaç saniye susturdu.
Sonra gülümsedi.
“Tamam,” dedi. “Sen de kullanıcı tarafını düşünüyorsun.”
İşte burada şunu fark ettim: Sorunu çözmek için yalnızca teknik plan yetmiyordu. İnsanların alışkanlıkları, sorumlulukları ve iletişimi de hesaba katılmalıydı.
Murat'ın planlama ve süreç yönetimi tarafındaki güçlü yaklaşımıyla Elif'in insanların yaşayabileceği sorunları önceden düşünmesi birbirini tamamlıyordu.
Üstelik bu özellikleri yalnızca “erkek böyle düşünür, kadın böyle düşünür” diye açıklamak doğru olmazdı. Aynı masada farklı karakterlere sahip iki insan vardı. Birinin odağı sistemin nasıl işleyeceğiydi, diğerinin odağı ise sistemin insanlar tarafından nasıl kullanılacağıydı.
Belki de iyi bir işletmenin ihtiyacı tam olarak buydu.
Strateji ve empati.
2025’ten Sonra Büyük Değişim: ETDS
Hikâyenin en önemli noktalarından biri Elektronik Ticari Defter Sistemi, yani ETDS.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan bilgilere göre ETDS, 1 Temmuz 2025 tarihinde uygulamaya açıldı. Sistem; ticari defterlerin elektronik ortamda oluşturulması, tutulması, saklanması ve gerektiğinde ibraz edilmesi amacıyla geliştirildi.
Burada özellikle bir ayrıntı önemli.
1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yeni kurulacak tüm şirketler için pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin ETDS'de tutulması zorunlu hale getirildi. Yönetim kurulu karar defterinin elektronik ortamda tutulması ise şirketlerin tercihine bırakıldı.