Mütemmim cüz ne anlama gelir ?

Kaan

New member
[Mütemmim Cüz: Eksiklikten Tamlığa Giden Yol]

Geçtiğimiz günlerde eski bir dostumla karşılaştım. Aradan geçen yıllar, hayatlarımızı ne kadar da farklılaştırmış olsa da, bir konuda her zaman ortak bir dilimiz vardı: hayata bakış açımız. O gün, sohbetin bir noktasında "mütemmim cüz" kelimesi geçti. Bu kelimenin anlamını çok geçmeden fark ettik; aslında her birimizin hayatına bir şeyler eksik kalmıştı, fakat tamamlanmamış olan her şey, bir başka parçayla tamamlanabilirdi. Bu sohbet, kafamda bir kıvılcım çaktı ve o an düşündüm: belki de hepimiz hayatın eksik parçalarını bir araya getiriyoruz, farkında bile olmadan.

[Mütemmim Cüz Nedir? Bir Parçanın Tamamlayıcı Gücü]

Mütemmim cüz, kelime anlamıyla "tamamlayıcı parça" demektir. Osmanlıca kökenli bir ifade olan bu terim, aslında eksik olan bir şeyin, o eksikliği gideren bir başka şeyle tamamlanması sürecini anlatır. Ancak, bu ifade sadece dilde değil, hayatın her alanında da kendini gösterir. İnsanın tamamlanmamış, eksik yanları vardır; duygusal eksiklikler, fiziksel eksiklikler, zihinsel boşluklar… Bunlar, ancak başka bir kişiyle veya bir şeyle birleşerek tamamlanabilir.

Hikâyemizde de bu tamamlayıcı parçaların peşinden giden bir grup insanın yolculuğuna tanıklık edeceğiz.

[Bir Aile, İki Farklı Bakış Açısı]

Bir zamanlar, çok yakın iki dost olan Ali ve Zeynep, hayatlarının farklı dönemlerinde, kendi eksik parçalarını tamamlamaya çalıştılar. Ali, her zaman çözüm odaklı bir insandı. Her sorunu bir stratejiyle çözmeye çalışır, sorunun kaynağına iner, mantıklı ve sistemli adımlar atarak çözüm üretirdi. Zeynep ise farklıydı. İnsan ilişkilerine, duygulara ve empatiye daha çok değer verirdi. Bir problem karşısında çözüm aramak yerine, çözümün insanları nasıl etkileyebileceğini düşünürdü. Onun için doğru çözüm, insanları iyileştirmek, onları anlamak ve bir arada tutmaktı.

Zeynep ve Ali'nin yolları, bir gün beklenmedik bir şekilde kesişti. Zeynep, işyerinde yaşadığı zorluklar nedeniyle duygusal olarak bir boşluk hissetmeye başlamıştı. Bu boşluğu doldurmak, hayatına denge getirebilmek için bir çözüm arıyordu. Ali ise tam tersine, karanlık bir dönemin ardından yeniden ayağa kalkmak için adımlar atıyordu ve bunun için mantıklı bir plan yapması gerektiğini düşünüyordu.

İlk karşılaşmalarında, Zeynep, Ali’nin yaklaşımına pek sıcak bakmadı. Ali, Zeynep’e sürekli bir çözüm öneriyor, olumsuzlukları sayısal verilere dayalı olarak açıklıyordu. Ancak Zeynep, "Ali, insanları anlamadan çözüm bulmak, yalnızca problemin yüzeyine bakmaktır," dediğinde Ali'nin düşüncelerinde bir kırılma oldu.

[İnsana Dair Bir Düşünce: Duygular ve Stratejiler Arasındaki İnce Çizgi]

Ali, Zeynep'in bu sözünden sonra bir adım geri atmaya karar verdi. Onun empatik yaklaşımını anlamaya çalıştı. Zeynep, ona bir gün, “Bazen çözümün kendisi değil, o çözümü nasıl sunduğumuz önemli olur. İnsanları kazanmadan, onlara nasıl yardımcı olacağını anlayamazsın,” dedi. Ali, o an fark etti ki, bir sorunun çözümü yalnızca mantıklı bir stratejiden ibaret değildi; insanlar arasındaki ilişkiler, çözümün en önemli parçasıydı. Mütemmim cüz, bu ilişkilerdeki eksikliklerin tamamlanmasıydı.

Zeynep ise, zamanla Ali'nin yaklaşımındaki stratejik ve mantıklı yönleri fark etti. Ali’nin çözüm odaklı tutumu, bazı duygusal yüklerden kurtulmasına yardımcı oldu. Ali, Zeynep’e hayatın bazen mantık ve strateji gerektirdiğini gösterdi. Zeynep ise Ali’ye, insana dair olan eksikliklerin ancak empatiyle ve doğru ilişkilerle giderilebileceğini gösterdi.

[Zamanla Değişen Bir Perspektif: Toplumsal Yansıma]

Zeynep ve Ali’nin hikâyesi, aslında tarihsel ve toplumsal bir gerçeği de yansıtır. Geçmişten günümüze, toplumların farklı eksiklikleri tamamlamak için çeşitli yöntemler geliştirdiği bir gerçektir. Ancak günümüzde erkek ve kadın bakış açıları, hala bu eksiklikleri tamamlamak için farklı yollar izliyor gibi görünüyor. Erkeklerin genellikle daha çözüm odaklı, pratik ve stratejik bir yaklaşım sergilemesi, toplumsal bir gelenek halini almışken; kadınların daha çok empatik, ilişkisel ve duygu odaklı bir yaklaşımı benimsemesi, toplumsal normlarla şekillenmiş bir davranış biçimi olarak karşımıza çıkıyor.

Bu farklı bakış açıları, zamanla birbirine entegre olmaya başlamış olsa da, toplumların bu iki yaklaşımı bir arada değerlendirmesi ve bunları uyum içinde kullanması gerekiyor. Mütemmim cüz, bu farklı bakış açılarını bir araya getirip, tamamlayıcı bir bütün oluşturduğunda, toplumsal yapılar da daha sağlam temeller üzerine kurulabilir.

[Sonuç: Hep Birlikte Tamamlanmak]

Zeynep ve Ali’nin hikâyesi, bir arada var olmanın, birbirini tamamlamanın ve farklı bakış açılarını kabul etmenin önemini gösteriyor. Bir insanın tamamlanmamış yönlerini, bir başka insanın tamamlayıcı bakış açısı tamamlayabilir. Bu, sadece iki insan arasında değil, toplumsal bir bütünlük içinde de geçerlidir. Mütemmim cüz, her birimizin farklı yönlerini ve eksikliklerini tamamlayacak bir parça bulmamız gerektiğini anlatan derin bir kavramdır. Hepimizin eksiklikleri olabilir, ancak bir araya geldiğimizde, birbirimizi tamamladığımızda, tam bir bütün olabiliriz.

Sizce, mütemmim cüzün hayatınızdaki yeri nedir? Eksik kalan bir şeyler var mı ve bunları tamamlama yolunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?